FATMANUR BEKEN HABERİ
AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk, 1 Temmuz 1965'te Bulgaristan Kırcali doğumlu. Elektronik ve Haberleşme Mühendisi; İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümünü mezunu. Öztürk, Bursa PTT Başmüdürlüğünde mühendis, başmühendis olarak çalıştı. 2003'te Bursa İl Telekom Müdürü, 2009'da Kocaeli Telekom İl Müdürü oldu. Memur Sendikaları Konfederasyonu (MEMUR-SEN) İl Kurucusu ve Genel Merkez Denetim Kurulunda görev aldı. Bursa'da; Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BAL-GÖÇ), Bursa İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği (BİHMED), Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG), Birlik Vakfı, Bursa İlim Kültür Ahlak ve Çevre Derneği (BİKAÇED), Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) gibi çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalıştı. Yurt içi ve dışında mesleki eğitim ve seminerlere katıldı. Orta düzeyde İngilizce bilen Öztürk, evli ve 2 çocuk babası.
BALKAN’LARDAN TBMM’YE Balkan muhaciri bir ailenin çocuğu olan Öztürk 1968’de üç yaşında iken Bursa’ya göç ediyor. İlkokulu Davutkadı’da ortaokul ve liseyi Bursa İmam Hatip Lisesi’nde okul birincisi olarak bitirdikten sonra eğitim hayatına İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik Haberleşme Mühendisliğinde devam ediyor. 1989 Temmuz’unda Adapazarı Türkiye Elektrik Kurumu’nda üç aylık bir çalışmanın ardından PTT’nin sınavlarına girerek 1989 Eylül ayında Bursa PTT’de mühendis olarak göreve başlıyor. 2003 Nisan ayında Bursa PTT il müdürlüğü görevi verilen Öztürk, Bursa’nın telekomünikasyon alt yapısı ve hizmetleri noktasında büyük katkılar sağlıyor. 2009 Ekim ayında Kocaeli il müdürü olarak bir rotasyona tabi tutulduktan sonra, Ak Parti’den milletvekili seçilmek üzere aday adaylığı, adaylık süreci ve 12 Haziran seçimlerinde Bursa milletvekili olarak seçiliyor. Öztürk, mesleki ve kişisel gelişim anlamında yurt içi ve yurt dışında eğitimler alarak, değişik seminerlerine katıldığını anlatıyor. TBMM’ de Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Üyesi.
BURSA YENİDEN İNŞA EDİLEBİLİR Türkiye’nin sivil bir anayasaya ihtiyacı olduğuna değinen Ak Parti Bursa Milletvekili Mustafa Öztürk; Öncelikle, bu katılımcı, özgür, demokratik anayasaya katkı yapmak istediği için Ak Parti Bursa kanadından milletvekili adayı olduğunu söyledi. Üretime, istihdama, ekonomiye katkı yapmak istediğini ifade eden ve Milletvekili seçilen Mustafa Öztürk’e Bursa’ya dair projelerini ve süreci sorduk… “Bursa Türkiye’nin dördüncü büyük kenti, ihracatta ikinci. Önümüzdeki yıllarda, belki 2023’e kadar Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olmaya aday bir şehir. Dinamik bir yapısı var. Bursa sanayi şehri, turizm şehri. Osmanlı’nın başkenti. Ciddi bir medeniyet ve kültürel mirası var. Bursa’nın tabi güzellikleri, doğal güzellikleri var. Bursa’da gıda var dolayısıyla bir tarım şehri. Bütün bunları birleştirdiğiniz zaman Bursa, Türkiye’nin lokomotifi. Üretim yapan, ihracat yapan, Türkiye ekonomisine katkı sağlayan bir şehir. Elbette böyle bir şehrin milletvekili olmak önemli.” Ak Parti iktidarı döneminde, Bursa ile ilgili değişik zamanlarda farklı hizmetler yapıldığını ifade eden Mustafa Öztürk, hükümette bir süreklilik olduğunun altını önemle çizerek, bu durumun, hizmet kalitesi ve devamlılığı olarak vatandaşa yansıdığını belirtti. Bursa Milletvekili “Hizmetler artarak devam ediyor ve bir o kadarda üzerimize sorumluluk yüklüyor” diyerek sözlerini sürdürdü. “Seçim öncesi biliyorsunuz Başbakan Yardımcımız Sayın Bülent Arınç tarafından Bursa ile ilgili 100 proje açıklandı. Dolayısıyla bize düşen görev, öncelikli olarak bu yüz projeyi hayata geçirmek. Bu projelerden ilki, Bursa’nın öncelikli imar durumunun ele alınıp belki de özel bir kanunla Bursa’yı kentsel dönüşüme tabi tutmak olacak. Bursa Ovası’nın korunması gerekiyor. Van depreminde bir kez daha tanık olduğumuz üzere binaların dayanıklılığı ve planlama, zemin etüd çalışmaları tüm bunlar modern şehircilik anlayışında önemli detaylar. Bursamız için yeni bir planlama ile Bursa Ovası’nı korurken, kentsel dönüşüm ve yeni yapılanmalarla sağlıklı kent bilincine doğru yol almayı hedefliyoruz.”
SAĞLIK YATIRIMLARINDA BİRAZ ZAMAN KAYBETTİK Bursa’da sağlık konusunda ve hastane yatırımlarında biraz geç kalındığını ifadeden Öztürk, bu konuda milletvekilleri arasında bir komisyon kurulduğunu kaydetti. “Yine Bursa’nın önemli projelerinden birisi hızlı tren. Bu yönde çalışmalar devam ediyor. Bursa’da bir otoban projesi var ve yine eğitim ile ilgili ihtiyaçlarımız gündemde. Bursa’mızda göletler ve onların uzantısı olan kanallarla ilgili çalışmalar var. Bursa’mızın ihtiyaç duyduğu konularda, Ak kadrolar olarak görev paylaşımı içinde, hizmet etmeye devam edeceğiz.” Doğanbey TOKİ ile ilgili özel bir görev verildiğinden bahseden vekil Öztürk, “Farklı alanlarda çalışmalarımız devam ediyor. Bursa’nın ne problemi varsa ilgileniyoruz, takip ediyoruz ve bu şehri yaşanabilir bir kent haline getirmek için Ak kadrolar olarak çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
YİTİRİLMİŞ TOPRAKLAR Balkan asıllı olan Mustafa Öztürk; Türkiye ve Balkan ülkeleri arasında son yıllarda artan ilişkilere değinerek şunları kaydetti. “Türkiye büyüyen bir güç. Dolayısıyla Balkanlar Türkiye için çok önemli. Oradaki Müslüman din kardeşlerimiz, soydaşlarımız var. Her şeyden önce komşuyuz. Uzun yıllar süren bir tarihi birlikteliğimiz var. Osmanlının ardından parçalanarak, komünist rejimin çökmesiyle biliyorsunuz birçok ülke bağımsızlığını ilan etmiştir. En yakınımızda Bulgaristan, Yunanistan ardında Kosova Arnavutluk. Balkanların huzura ve barışa ihtiyacı var. Biz Balkanlarda barıştan yana tavır koyuyoruz. İlişkilerimiz; siyasal, ekonomik ve sosyal açıdan tamamen hukuksal çerçevede. Bunun amacı Balkanlarda barışı muhafaza etmek. Çünkü Balkanlarda barış ve huzur ortamı olmadıkça dünya barışından bahsetmek doğru değildir. Türkiye Cumhuriyeti olarak bütün dünyada olduğu gibi inanç birliği yaptığımız soydaşlarımıza karşı duyarlı ve sorumluyuz. Onlarla iletişimimizi bu çerçevede devam etmek istiyoruz. Bu kapsamda hem onların ekonomik kalkınmalarına hem de kültürel faaliyetlerine destek olmanın, değerlerini anlama ve değerlerini yaşatmanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. TİKA ve belediyelerimizle beraber medeniyetimize sahip çıkarak orada birçok eserimizi canlandırdık, hayata geçirdik ve orada yaşayan soydaşlarımızın hizmetine sunduk. Bunun çok anlamlı olduğunu düşünüyoruz. Dünyada ki bir sıkıntıda şu ki; Maalesef ırkçı ve milliyetçi akımlar dünyanın her tarafında olduğu gibi Balkanlarda da zarar veriyor. Biz şunu tavsiye ediyoruz. Etnik milliyetçilikten kaçınılması gerekir. Bir ülkede yaşayan kimselerin, özgürlüklerini, inancını, kültürünü, değerini, dinini yaşamasına imkân tanınmasını istiyoruz ve bunlara saygı duyulmasını istiyoruz. O yüzden Türkiye için Balkanlar önemli. Bende bir Balkan çocuğu olarak, orada doğmuş, bu acıları ailece hissetmiş, bu sebepten 1950’li yıllardan 1990’lı yıllara kadar göç etmiş bir ailenin ferdi olarak, değerlerimizi korumak ve inancımızı yaşamak için göç etmek zorunda kalmış bir fert olarak bu konuda son derece duyarlıyım. Şimdi Balkanlara yaptığımız ziyaretlerimizde şunu görüyoruz. Balkanların her tarafında hem soydaşlarımız hem Müslümanlar tarafından Türkiye’ye karşı çok büyük bir ilgi var. Bu şunu gösteriyor. Güçlü bir Türkiye var. Balkanlardaki, dünyadaki soydaşlarımız Türkiye’ye güveniyor. Bu ilgi bizi mutlu ediyor. Bizde oradaki kardeşlerimizle daha fazla iletişim kurarak onlara destek olmak adına üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. İnanıyorum ki önümüzdeki dönemde Balkanlarla çok daha sıkı ilişkilerimiz olacak ve bu tarihi misyonumuzu sürdüreceğiz. En son ziyaret ettiğim Bulgaristan’ın kuzey bölgesinde Plevne’de, Vidin’de şunu gördüm. Ecdadın bize yadigârı olan eserlerimiz çok zor durumda. Camilerimiz, medreselerimiz Osmanlıdan yadigâr kalan o tarihi yapılar çok zor durumda. Sevindirici olansa az da olsa sahip çıkanlar olmuş bu eserlere. Mesela Vidin’de atmış yaşlarında bir öğretmen ablamız oradaki vakıf eserlerine sahip çıkıyor. Tapularını almaya gayret ediyor. Bu güzel bir çaba. Nasıl ki biz Türkiye’de azınlık vakıflarının mallarını, eserlerini geri alınmasına olanak sağlıyorsak, Balkan ülkelerinden özellikle Bulgaristan hükümetinden bunu istiyoruz. Bu özen karşılıklı komşuluk ilişkilerini arttıracak. Bulgaristan ve Balkanların Türkiye ile komşuluk ilişkileri Türkiye’nin menfaatinedir. Ekonomisi güçlü genç nüfusuyla dinamik, girişimci bir Türkiye; adaletin, paylaşımın, zenginliğin temsilidir. Bu kapsamda ikili ilişkilerle güzel sonuçları hep beraber elde edeceğiz. Şu anda başbakan yardımcısı düzeyinde balkanlar temsil ediliyor. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ takip ediyor, konu ilgi alanımızda. Benim evladı fatihan çocuğu olmam milletvekili adaylığımın temel felsefedir. Biz Bursa’daki bütün Balkan dernekleri ve federasyonuyla ilişkilerimizi sürdürüyoruz. Bursa’nın biliyorsunuz yarısı Balkan muhaciri. Bu dinamiğini iyi algılamak durumundayız. Bize düşen bu birlikteliği sağlayıp hem Bursamıza, hem Balkan göçmenlerine, hem de Türkiye’ye katkı sağlamak.”
ORTA DOĞU: BİZ TÜRKİYE DEMOKRASİSİ İSTİYORUZ “Balkanlardan Orta Doğu’ya geçiş yaptığımızda Bölgesinde güçlü bir Türkiye var. Sizlerinde takip ettiği gibi Başbakanımız Orta Doğu’ya ziyarette bulundu. Arap baharı denen bir kavram kullanılıyor son zamanlarda. O bölgede yönetimlerin halkın istek ve beklentilerini karşılayamaması ve demokratik taleplerine cevap verememesinden kaynaklanan sıkıntılar olduğunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla o ülkelerde ki halkın taleplerini mevcut iktidarlara iletme yöntemleri var. Bu beklentiler içinde sokağa çıktılar, muhalifler oluştu. Orta Doğu’da da bizim soydaşlarımız var biliyorsunuz. Bunun haricinde Müslüman kardeşliğimiz var. Bizim Orta Doğu’da ki ilişkilerimiz tamamen onların toprak bütünlüğüne saygı duyarak halkın demokrasi, özgürlük taleplerine cevap verilmesi yönünde. Başbakanımız gittiği zaman sizlerinde takip ettiğiniz üzere sanki o bölgenin başbakanı gibi karşılandı. Ve şu söyleniyordu. ‘Biz Türkiye demokrasisi istiyoruz’.Türkiye, o bölgede demokratik bir ülke olarak örnek model olmuştur. Bu çok güzel ve sevindirici bir husustur. Amacımız o ülkelerin kardeşçe barış içinde yaşamaları, kaynaklarını kendilerinin kullandığı bir bütünlük oluşturmaları. Uluslararası ilişkilerimizde bu çerçevede devam ediyor. İstiyoruz ki bu ülkelerle ekonomik işbirliğimiz ve ihracatımız artsın. Karşılıklı anlaşmalarla Orta Doğu ülkelerinin ortak menfaatleri oluşsun. Nitekim daha öncede olduğu gibi Türkiye’den iş adamlarımız müteahhitlerimiz, o bölgelerde iş yapıyorlar ve yapmaya devam edecekler. Bir an önce Orta Doğu’nun da, Balkanlarda olduğu gibi, huzur ve barışa kavuşmasını orada da insanların özgürce, katılımcı bir demokrasi içinde yaşamalarını arzu ediyoruz. Bizim Türkiye olarak arzumuz bu.”
ŞIMARIK ÇOCUK İSRAİL “İsrail artık dünyanın şımarık çocuğu olmaktan, masum insanlara bomba atmaktan vazgeçmelidir. Bölgesinde adalet içinde, o ülkelerin bağımsızlığına saygı duyarak yaşamalıdır. Dünya da her ülke insanının adalet içinde yaşamaya hakkı vardır. Orantısız güç kullanımı ile insanların yaşam haklarına müdahale edenlerin karşısındayız. Başbakanımızda bu konuda gerekli çıkışlarını yapmıştır. İnşallah Orta Doğu barışı bir an evvel sağlanır. İsrail artık yalnızlaşmaya doğru gidiyor.”
YENİLENEBİLİR ENERJİ “Türkiye ekonomik olarak büyürken, sanayisi de büyüyor. Nitekim bunu ihracat rakamlarından, üretim rakamlarından görebiliyoruz. Türkiye’de dinamik bir sanayici var. Ülkemiz yetişmiş elemanı ile sanayisi ile büyüyor. Bu büyümeye bağlı olaraktan enerji ihtiyacı artıyor. Şu anda Türkiye’nin enerji ihtiyacının ağırlıklı kısmı dışarıdan ithal edilmekte. Petrol ve doğal gaz. Bizim yerli kaynaklarımızı düşünerek, alternatif enerji kaynaklarını en etkin şekilde kullanmaya ve devreye sokmaya ihtiyacımız var. Talepleri karşılayabilmek için enerji arzı yapmamız gerekiyor. Biliyorsunuz enerji sektöründeki özelleştirmeler ve daha önce verilen lisanslar Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu enerjiyi karşılamak için yapılmıştır. Nitekim rüzgâr enerjisi ile ilgili birçok yatırım yapıldı. Güneş enerjisi üzerinde duruluyor. Bizim kömür havzalarımız var. Kömür havzalarımızda çevre tedbirleri alarak enerji üretimine önem vermemiz gerekiyor. Hidroelektrik santrallerimiz var. Kaynaklarımızı en etkin şekilde değerlendirmek üzere planlamalar çalışmalar uygulamalar yapılıyor. Dolayısıyla hem enerji çeşitliliği çok önemli, hemde yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmamız çok önemli. Diğer taraftan enerji verimliliği çok önemli. Yani hem enerji tasarrufuna dikkat edeceğiz, hem de verimli kullanacağız. Az enerji sarfiyatı yapan ürünler kullanmaya dikkat edeceğiz. Enerjiye dikkat çekiyoruz çünkü ithalatımızın büyük bir kısmı enerji. İnanıyorum ki bakanlığımızın ve ilgili özel sektörümüzün yaptığı yatırımlarla enerji sorununu aşacağız. Nükleer enerji dâhil her türü enerji kaynağını değerlendirmek zorundayız. Bende biliyorsunuz enerji ticaret sanayi bilim teknoloji ar-ge komisyonundayım. Önümüzdeki günlerde bu konuda önemli çalışmalar yapılacak gerek Bursa’da gerekse Türkiye’de. Enerji kaynaklarımızın doğru kullanılması yönünde ülkemiz 2023’e hazır hale gelecek. Petrolle alakalıda biliyorsunuz Türkiye Petrolleri Anonim Şirketi ciddi araştırmalar yapıyor. Daha önce petrol aramaya ayrılan kaynaklar azken bunlar arttırıldı. Ve güzel sonuçlar elde ettik. Türkiye aynı zamanda Kıbrıs ve Azerbaycan’da bu bağlamda çalışmalar yapıyor. Bu ülkelerle işbirliği yaparak ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarını temin etme noktasında atılımlarda bulunuyor. Türkiye artık bir bölgesel güç ve küresel güç olmaya doğru emin adımlarla gidiyor. Başbakanımızın önderliğinde hükümetimiz dünyada Türkiye’nin itibarını arttırmak için çalışıyor, projeler üretiliyor, dünya siyaseti takip ediliyor. Ve stratejiler belirleniyor. Nitekim dünya ülkeleri her hangi bir olayda ‘Türkiye bu konuya nasıl bakar, planları nedir? ’ diye araştırıyor. Balkanlar ve Orta Doğu’da Türkiye’nin itibarının ne denli etkin olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin ekonomisi de son yıllarda bunu gösteriyor. Yurt dışında yaşayan bir vatandaşımız seçim çalışmalarında bana şöyle ifade etti bu durumu. “2002 Ak Parti iktidarı ile birlikte Belçika’da ki devlet kurumlarında ki işlerimiz çok daha kolay yapılıyor.” İşte bu olay ülkemizin dünyada artan itibarı açısından sadece küçük bir gösterge…”
YENİ ANAYASA “Türkiye uzun yıllar yeni bir anayasa beklentisi ile karşı karşıya kaldı. Seçim döneminde sıkça söylediğimiz gibi Türkiye artık özgürlükçü, demokratik, katılımcı, sivil toplumun ve bireyin etkin olduğu, sade, az madde ile ülke insanının ihtiyaçlarını karşılayan bir anayasa ile yönetilmeye ihtiyaç duymakta. Darbe anayasaları özgürlüklerin önünü kapattı ve Türkiye’nin geleceğini kararttı. Yeni anayasada Türkiye’de yaşayan her etnik gurup yerini buluyor. Kendi değerlerini, kültürlerini yaşıyor. Yeni anayasa; kucaklayıcı olmalı, her farklı düşüncedeki insan ve farklı etnik kültüre sahip insanımız, yaşam hakkını bu anayasada bulmalı, kendini görmeli. Şiddetten uzak, sivil bir anayasa için komisyonlar çalışmalarına başlamış durumda. Yeni ve sivil anayasanın Türkiye’de hizmete sunulmasına az kaldı. Yıllardır özgürlükler noktasında çok sıkıntılar yaşadık. Bu ülke insanı yeni bir anayasayı hak ediyor. İnsanlar ayrıma tabi tutulmadan, düşüncelerini söyleyebilmeliler.”
EKONOMİK KRİZ “Biliyorsunuz 2007’de bir ekonomik kriz oldu ve bunun etkisi üç yıl kadar sürdü. Türkiye, ani kararlar almayı bilerek, yapısal tedbirleri alarak top yekûn bütün kuruluşları ile hareket etti ve minimum bir etkiyle atlattı bu krizi. Dünyada yeni bir kriz var. En yakınımızda Yunanistan, İtalya ispanya Almanya. Oradaki ekonomik daralma tabi ki istihdam sorunlarını da beraberinde getiriyor. Balkanlar henüz üretim anlamında zor durumdalar. Ekonomik gelişmişlik yeterli değil. Orta Doğu’nun durumu meydanda. Türkiye’nin ise yapısal durumu ve makro ekonomik dengeleri şu anda oldukça iyi. Zamanında alınan tedbirlerle, kaynaklarımızı dengeli kullanarak israf etmeden bu krizi de minimum etkiyle atlatacağız. Etkilemeyecek demek yanlış olur. Dünya küreselleşti ve her ülkenin birbiriyle ekonomik, ticari ilişkisi var. Sonuçta ithalatınızı, ihracatınızı mutlaka etkiliyor. Son dokuz aylık verilere baktığımızda ise ihracat verilerimizi aştığımızı görüyoruz. Büyüme hızı olarak dünyada % onlarda seyrediyoruz. İşsizlik oranı 2007 kriz öncesi ne geldi. Üretim kapasitesi arttı. Borçlanma oranlarına baktığımızda, özel sektörün borç oranı kamunun borç oranının üzerine çıkmış durumunda. Buda özel sektörün girişimciliğini gösteriyor. Tabi ki özel sektörde yatırımlarına dikkat etmeli. Mümkünse öz kaynaklarını kullanmalı ve tedbirlerini almalı. Biz ülke olarak bütünlüğümüzü koruyarak olumlu bir yaklaşımla tasasrruf yapar, kaynaklarımızı iyi kullanır, yapısal dengeyi bozmaz isek bu krizi de minimum etkiyle atlatırız. Yabancı yatırımcılar için de cazip bir bölge ülkemiz. Tüketicide var. Türkiye büyüyecek ve biz buna hep beraber şahit olacağız. Türkiye 2023 yılı itibari ile dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefliyor. Amacımız; Milli gelirimizi yükseltmek, ihracat kapasitemizi 500 milyar dolara çıkarmak. Bu hedefler için sanayicimiz, iş adamlarımız planlar yapıyor. Türk girişimcilerimiz dünyanın her yerinde Afrika’da, Somali’de, Balkanlar’da, Orta Doğu’da, Jamaika’da.”
SOMALİ “Somali, kaynakları olan fakat bu kaynakları üretime dönüştüremeyen, teknik yeterliliği olmayan, bilgi birikimi eksik olan fakir bir ülke. Biz, orada insani yardım amacı ile bulunuyoruz. Duyarsız kalmamız söz konusu değil. Başbakanımızın önderliğinde, sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle, Somali’ye ciddi yardımlar yapıldı. Bu bizim ülke olarak genel duruşumuzdur. Bu duyarlılığımız devam edecek.”
TERÖRLE MÜCADELE Türkiye’de 35 -40 yıllık geçmişi olan bu hadise hiçbir kimsenin insanlık adına başvurmaması gereken bir eylemdir. Gözyaşı ve kanla sonuca varılamaz. Terörle kararlı mücadelemiz devam edecek. Sosyal ve ekonomik gelişme sağlayarak, teknolojik imkânları kullanarak Türkiye’mizin o bölgesini terörden temizleyeceğiz. Biz istiyoruz ki; Kimliklerinden dolayı beklentisi olanlar, şiddete başvurmadan mecliste b u isteklerini dillendirsinler. Teröre karşı tutumlarını netleştirsinler ve bu eylemi kınasınlar. Teröre karşı ortak mücadele edelim. Biz bu ülkede yaşayan her kesin kardeşçe yaşamasını, özgürce barış içinde yaşamasını istiyoruz. Silahlı kuvvetlerimizle birlikte, parlamentosuyla, siyasi iktidarı ve muhalefetiyle birlikte terörle mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Artık gözyaşı olmasın. Kimse etnik yapısından dolayı hor görülmesin. Değerlerini özgürce yaşasın. Önümüzdeki dönemlerde bunlar yoluna girecek. Bir takım insanlar cahilliklerinin kurbanı olup insanca yaşamak varken, o yapının içinde oluyor. Biz diyoruz ki; Gelin terörü bitirelim, şiddeti bitirelim, yaşam kalitemizi yükseltelim, Türkiye’yi büyütelim ve bir dünya devleti haline getirelim. Türk insanı refah içinde yaşasın.
AK PARTİ OLARAK BİZ; DÜNYA ADALETİNDEN YANAYIZ.”
|