FATMANUR BEKEN HABERİ
Bursa’nın şirin ilçesi Orhaneli’ye bağlı Karaoğlanlar köyünde 1983 yılında doğan Aydoğdu, ilk okulu köyünde okuyor. Ortaokulu ve liseyi bitirdikten sonra açık öğretim fakültesine müracaat ediyor ve işletme bölümünü bitiriyor. Hüseyin Aydoğdu, dokuz yaşından beri köy düğünlerinde ilahi okuyor ve bir gün… Küçücük bir beldede zor şartlarda geçen yıllar buyunca bir hayalin peşinde büyüyor Aydoğdu. Eline ilk mikrofonu aldığında dokuz yaşında. Camilerde, mevlitlerde cemiyetlerde, özel davetlerde çıplak sesle ilahi okuması isteniyor ve dinleyenleri mest ediyor bu küçük delikanlı.
İlahi iklimlerde başlayan bu yolculuk zaman içerisinde evrensel müziğe doğru içine işleyince her türlü müziği dinlemeye başladığını anlatıyor Aydoğdu. Ve bir gün ilahi tınıları farklı bir konsepte dinlemeyi hayal ettiğini söylüyor. Gerek maddi açıdan zor şartlar, dağ yöresindeki yaşam koşulları, gerekse işin manevi boyutu ve hassasiyeti uzun süre düşünce aşamasında bırakıyor bu hayali.
Bu arada Aranjör Kurtuluş Gözütok ile kesişiyor yolu. Hayalinin peşini bırakmayan bu genç adam şimdiye kadar yapılmamış bir şeyi hayata geçireceğinin farkında olarak cesur bir girişimde bulunuyor. Ve bir gün, yine bir köy düğününde Kurtuluş Gözütok ile amatörce hazırlamış olduğu YANARAK albümünü misafirlere dinletince, muazzam olumlu tepkiler alıyor. Ardından hızla duyuluyor Hüseyin’ in ismi ve müziği. Aydoğdu bu yeni tarzı ile, hayaline dokunmaya başlıyor artık.
Her geçen gün gelişen talebe karşı ekonomik imkânsızlıklar organize olmayı zorlaştırıyor. Kolay değil tabi dağ yöresinden çıkıp bu şekilde bir projeye imza atmak. Hiç yapılmayanı arzulamak. Risk almak. Kendini ifade etmek, anlatmak.
Ekip olmak ve grup kurmak fikri geliştikçe proje daha geniş boyutta şekil alıyor. Orkestra semazenlerle beraber on bir kişi olarak kuruluyor. Dört semazen bulunuyor ekibin içinde. İki elektrogitar, bir basgitar, bir davul, bir ney ve bir bendir den oluşuyor grup. Profesyonel müzik yapan bu genç insanlar yeni bir tarz, yeni bir müzikle yeni bir projede bir araya geliyor. Birçok yayın organında haberleri yer alıyor. Yazılı ve görsel medya konuya ilgi gösteriyor.
Soruyorum. Girişimciliğin sıkça gündemde yerini aldığı günümüzde, Bursa’nın Dağ yöresinden çıkıp bende varım diyen bu genci kutlamak ve bu gençleri desteklemek lazım değil mi? Ne yapmak istedin diye soruyoruz Hüseyin’e…
‘Rack müziğe bir farklılık katmak istedim. Bir yandan ilahi müziği farklı bir konsept te sunabilmek istedim. Ekibimle beraber, İlahi tınıların özünü bozmadan, sadece müziğini çeşitlendirerek ve sertleştirerek günün koşullarına uygun bir formatta harmanladık. Dolayısıyla çokta farklı gelmiyor dinleyicilere. Özellikle ilahi müzikle ilgisi olmayan kişiler dahi bu yeni çalışmayı çok başarılı buluyor ve doğru bir tercih yapıldığına dair bilgi veriyor.’
Eski dünyanın sakin ve huzurlu ortamında büyüdüğünü anlatıyor Hüseyin ve devam ediyor. ‘Dolayısıyla tınısı yumuşak naif ve tek sesli müzikler dinlerdik. Fakat şehirleşme arttıkça dışarıdaki gürültünün miktarı arttıkça yeni jenerasyonun da bundan etkilendiğini gözlemledik. Bu etkileşim sonuncu çeşitli müzik stilleri ortaya çıktığını gördük. Rack ta bunlardan biri. Rack müzikte gürültünün disipline edildiğini görebilirsiniz. Örneğin; Trafikte ilerlerken, Rack müziğin bir ok enstantanesini ritmik yapısı itibariyle görebilirsiniz. Ya da insanların araçlarını kullanırkenki formlarında bunu okuyabilirsiniz. Figürsel olarak insanın yoğun temposunun müziğe yansıması Rack diyebiliriz. Yanı sıra ruhsal yansımalarda müzikle şekillenir. Bir önceki kuşak bu tarz müziğin çok çığırtkan olduğunu düşünebiliyor. Oysaki genç nesil, yetiştiği yaşam koşullarına paralel gelişen bu tarzı sevebiliyor. Tercih edebiliyor. İlahilere gelince her dönemde dinlemesi gereken ve içerik itibariyle kişiyi farklı bir boyuta taşıyan ritimlerle, sözlerle dolu. Manevi iklimlerin Rack müzikle gençliğe tesir etmesini istedik aslında biz.’
Projenin geçmişinin üç yıl evveline dayandığını söylüyor Aydoğdu. ‘Henüz yapılmamış bir olayı gün yüzüne çıkarıyorsanız bu cidden zor. Bir ilahinin Rack found ta nasıl duyulabileceğini tasavvur etmeli ve siz öncelikle bu sesleri duymalısınız. Eğer duymuş olduğunuz tınılar sizi heyecanlandırıyorsa bu önemli. Ben bunu hissettim. Bu melodilerin içinde, bu found ta, yeni kuşak insanların hareket kabiliyetini arttıracak tınılar var. İlahi dinleyicileri kudüm, bendir ve ney sesi ile dinlemeye alıştıkları müzik stilini altı kalabalık ve sert tonajda duymak istemeyebilirlerdi. Aynı zamanda Rack dinleyicileri bu tür bir çalışmayı benimsemeyebilirlerdi. Elbette risk aldık. Böylece, müziğimiz evrensel boyutuyla mesaj verirken, her türlü dinleyiciyi kucaklayacak alternatif bir tarz oluşmuş oldu. Projeye olan ilgi çok yüksek boyutlarda. Biz müziğimizi farklı ortamlarda dinlettik ve insanların beğenisi ile karşılaştık. İlahi dinleyicileri, artık müziklerinde alt yapının geliştirilmesinden yana bir duruş sergiliyorlar. İlahi Rack müziğin enstrümanları, Bateri, davul, basgitar, elektrogitar. İlahi müzikte bateriyi beklide ilk kez biz kullanıyoruz. İlahi müziklerde genelde sözlerin anlaşılabilirliğine öncelik tanınırken biz buna müdahil olduk. Ve müzikal yapıda bateri, davul, basgitar, elektrogitar ilave ettik. Yanı sıra bendir ve ney. Ney sesi, biliyorsunuz insan sesine en yakın ses olarak anılmakta. Dolayısıyla biz Rack müziğin içine tasavvufu da sokmuş oluyoruz.’
Tasavvufun sükûn havası ile Rack’ın hareketli temposu. Bu bir karma… Toplumun manevi konulardaki hassasiyetini göz önünde bulundurarak bir değerlendirme yapmak gerekirse, bilinen formun, farklı sound da uygulanması..
YANARAK’ı seveceksiniz…
|