Bursa, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin mekânsal ve mimari özelliklerini günümüze taşıyan tarih ve kültür kenti. Eşsiz eserlerin zenginliğiyle göz kamaştıran, Türkiye’nin İstanbul’dan sonra turizm açısından en önemli şehri olan Bursa, son yıllarda yapılan çalışmalar ve başlatılan projelerle yatırım atağına kalkarak ve Oylat ile bu iddiayı güncelliyor. Bursa-Eskişehir karayolu üzerinde, Bursa’nın her geçen gün gelişmekte olan ilçesi İnegöl ’e 27 km mesafede ulaşabileceğiniz Oylat, bakir toprakların güneşle yıkandığı geniş vadiler arasında kurulmuş şirin bir tatil köyü.
ILICA VE ÇAĞLAYANIN ASIRLIK YOLCULUĞU
Bu asırlık yolculuğu anlatmaya, Oylat’ın efsanelere dayanan hikâyesiyle başlamak gerekir…
Bizans İmparatorluğu zamanında İnegöl civarında hâkim olan Tekfur’un, bir kızı vardır. Günün birinde bu kız hastalanır ve yatağa düşer. Zamanın hekimleri derdine çare bulamazlar. Hastalık çok uzun sürer Tekfur çok sevdiği kızının ızdıraplarına tahammül edemez hale gelir. Hastayı tedavi eden hekimler kızı göz önünden uzaklaştırmak ve son bir ümit olarak, ormanın arasına gizlenmiş, henüz adı dahi konmamış olan ılıcaya gönderilmesini tavsiye ederler. Kızı buraya getirirler ve artık son günleri olduğuna inandıkları için adeta öl yat dercesine kızı burada bırakırlar. Çaresiz bir derdi olduğuna inanılan Tekfur’un kızı her gün bu sularda yıkanır. Ve bir gün iyileşir ve saraya döner. O gün bu gündür bu kaplıca, halk tarafından bir şifa kaynağı olarak kabul görür. Ve zamanla adı Oylat olarak değişir.
Suyun, toprağın esrarengiz derinliklerinde barındırdığı minerallerle beslenerek şifaya dönüşen sıcacık karışımı, ve gökyüzü meleklerinin kanatlarından salıverilen kar tanelerinin bembeyaz buz gibi coşkusuyla, asırlardır hem sıcak suyu, hem soğuk çağlayanları bağrında barındıran Oylat iki alternatifi de elinde bulunduran dünyanın nadide mekânlarından biri. Ilıca ve Çağlayanın asırlık hasbıhaline tanık olmak istiyorsanız mutlaka Oylat’ı görmelisiniz. Keşiş Dağı'nın Bursa'ya bakan yüzü, kuzey cenahının, yani Şimal Yıldızı'nın göz kırptığı yerde, adına Oylat denen bu yeryüzü cenneti, yeşilin tüm renkleriyle bezenmiş bir doğa harikası. Bir yandan gökyüzüne yolculuk yaparcasına ihtişamlı çam ve kayın ağaçlarından yayılan nefis kokular, diğer yandan Uludağ'ın zirvesinden süzülerek gelen bütün berraklığını giyinmiş buz gibi tertemiz sular. Yer altından fışkıran şifalı termal kaplıcaları ile gerçekten eşsiz bir cazibe merkezi Oylat. Uludağ'ın eteklerinde kurulu asırlık şirin tatil köyü Oylat İnegöl’ün simgesi. İsviçre’den sonra dünyanın en kaliteli kaplıca suyuna sahip olduğu bilinilen Oylat, bu güzelliklerini misafirleriyle paylaşmak için sizleri bekliyor. Uludağ eteklerinde bulunup dağ ve iklim tedavisi için de gerekli bütün özelliklere sahip.
İnegöl-Oylat sapağından geçip tabiatın o doğal güzelliği arasında ilerlerken, önce yol üzerine dallarını sarkıtmış ağaçlar hoş geldin serenadı yaparcasına muhteşem bir edayla karşınıza çıkıyor. Yol aldıkça taze fidanlarla dolu bereketli toprakları hayranlıkla seyrediyorsunuz. Yolculuk sırasında dev kayalar tüm heybetiyle asırlara meydan okurcasına güzel manzaralar oluşturuyor.
Yukarıdan gelen Alaçam deresinin hemen yanında bulunan alabalık tesisleri günübirlik ziyaretler için ideal. Göreceksiniz burada suların rengi hala beyaz ve köpükleri gelin gibi narin. Güneşin aksi suya vurduğunda cam cam, ışıl ışıl inciler süzülüyor pırıl pırıl. Virajlı yolda zirveye doğru yaklaştıkça tabiatla buluşmanın coşkusu ruhunuza, lunaparkta Balerinanın eteklerinde oturuyormuşçasına keyif veriyor. Oylat’a ulaşmak için içinden geçeceğiniz köyler kerpiçten yapılmış tarihi evleri saklıyor halen sinelerinde. Alıcısı olmalı ki üzerinde satılık tabelası bile görebiliyorsunuz. Bahçeleri tahta çitlerle çevrili köy evlerini ve içinden akan dereleri seyrederken yolculuğunuz size, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şu mısralarını hatırlatıyor.
Su sesi ve kanat şıkırtısından Billur bir avize Bursa’da zaman…
Sizleri işte bu satırlarla, çağlayan sesiyle huzurlu bir uyanışa davet ediyor Oylat. Suyun şifa dolu sıcacık şefkatli dokunuşuyla yeniden doğmuşçasına hayatı sevmeye dair bir davet bu. Yudum yudum huzuru yakalamak istiyorsanız alternatifiniz kesinlikle bu güzergah olmalı.
Sıhhı ve turizm değeri olana Oylat kaplıcaları, iç ve dış turizmde nitelikli tesisleşme, modern konaklama anlayışı ve cazip seçenekleriyle son yıllarda tatilcilerin uğrak mekanı haline gelmiş durumda. Tesislerde insana hizmetin ihtiyaç duyulabilecek tüm ayrıntıları düşünülmüş. Tük insanının ulusal hazinesi ve temel taşlarından olan misafirperverliğin, rahat samimi ve içten bir yaklaşımla yaşatılmasına özen gösterildiği Oylat’ta, konuklarına kaliteli hizmet veren bu tesislerde, mükemmel doğa manzarası eşliğinde yine Türk mutfağının o eşsiz örnekleri sunuluyor.
24 saat termal sıcak su konforunu havuz ve banyolarda yaşayabilme imkânının yanı sıra, jimnastik salonlarında egzersiz yapabilecek ve onlarca sorundan kaynaklanan yorgunluğunuzu gidermek için SPA merkezinde kendinizi yenileyebileceksiniz. Özel dekore edilmiş odalarda egzotik kokular eşliğinde kendinizi başka bir dünyada hissedeceksiniz. Bedeniniz yenilenirken ruhunuz ve zihniniz dinlenecek. Sağlıklı bir yaşam için vücudunuzdaki toksinleri saunada atacak ve hoş kokulu yağlarla yapılan masaj terapisinden sonra kendinizi uykunun kucağına bırakacak ve çağlayanın sesiyle uyanacaksınız. Geniş ve ferah tasarlanmış lobide vaktinizi masa oyunlarıyla ya da Lig TV seyrederek geçirebilirsiniz ve dinlenme saatleriniz eğlenceye dönüşebilir. Ailenizle dostlarınızla sohbet edebilir ve kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Bu sırada çocuklarınız oyun salonunda vakit geçirebilirler.
Suyun doğayla dansına bir kere tanık olduysanız bu sizde alışkanlık yapıyor. Oylatın bu en belirgin özelliği nesilden nesile geçen bir tatil geleneği olarak çıkıyor karşımıza. Ve iki gün dahi güzelliklerle baş başa kalabiliyorsanız, uzun süren bir moral motivasyon depolamış oluyorsunuz. Yoğun hayat temposu arasında sanki gizli kalmış bir sığınak edasıyla bağrına basıyor sizleri. Burası alternatif tatil arayışı içerisinde olanlar için vazgeçilmez bir mekân.
Bu noktada en önemli etken ise, Oylat Tatil Köyünün dört mevsim turizme elverişli olması. Yaz- kış başka güzellikler sunuyor bu şirin belde. Uludağ eteklerinde iki tarafı vadilerle çevrili yamaçta kurulu kaplıcalar, bin bir türlü hastalığa şifa arayanların uğrak kapısı olmakla beraber, yolunuz baharda düşer ise virajlı yollar, yeşilin en güzel tonlarını yakalayabileceğiniz bir doğa harikasına doğru yaklaştırırken sizi, Uludağ’ın eşsiz florasının kokusunu rüzgâr ciğerlerinize gönüllü olarak taşıyor. Zirvede güneşin en yakıcılığıyla yıkanan ulu ağaçların gölgesinde, toprak ananın bütün mineralleriyle beslenmiş can suyu şifa olup insanoğlunun hizmetine sunulmuş İlahi bir ikram. Yazın rehavetinde ise bunalan ruhunuzu bu suyla yıkayabilirsiniz. Sonbaharda her yer usta bir ressamın yağlı boya tablosunu andırıyor ve manzara düşüncenize şifa oluyor. Ola ki kışın bu istikamette bir yolculuk yaparsanız, bembeyaz bir örtüye bürünmüş harika doğanın arasından sızan yeşil çınarlar karşılıyor sizi ve soğuk iliklerinize kadar işlemişken sizin için hazırlanmış nezih otellerde ağırlanıyorsunuz. Ve işte yorgunluğunuzu gidermek için artık yapmanız gereken kendinizi suyun yumuşacık ve sıcacık kucağına bırakmak… Kimi zaman bir mehteranın Ya Allah! sesiyle şaşıracaksınız. Otantik ve mistik tarzıyla konuklarına sürpriz yapan Oylat bu görsel şöleni de sunuyor zaman zaman misafirlerine…
İlkbahar aylarında kır çiçekleri ve menekşeler, sonbaharda kızıl renklere bezenmiş bir orman, kışın ise Uludağ'ın eteklerinde akan derelerin buzlandığı ve beyaz örtünün altındaki sükun ve huzur. Her mevsim, her yaştan, her kesimden gelen insanların şifa ve gezi durağı sanki burası.
Oylat deresinin çağlayanlar meydana getirerek açtığı vadi doğa yürüyüşleri yapmak isteyenler için eşsiz bir parkur sunuyor. Vadi boyunca çam, gürgen, meşe, kestane, ıhlamur, kavak, çınar ağaçlarını barındıran ormanıyla bu vadi sizi çağırıyor. Tertemiz havasını soluyarak, kuş seslerini dinlemek, çağlayanların köpüklerini seyredip büyülü bir dünyanın huzurunu yakalamak istiyormusunuz?
Oylat aynı zamanda verimli bir bahçe görünümünde. Bu bahçe, bölge halkının en önemli geçim kaynaklarından birini oluşturuyor. Çünkü pazarın şifalı bitkileri dillere destan. Pazar, küçük meydanda kuruluyor. Yöre halkı, bahçelerinden topladıkları, kuşburnu, kestane, ceviz, armut, ıhlamur ve elmaları ziyaretçilere satıyor. Civar halkın kendi ekip ürettikleri doğal gıdalar önce göz zevkinize sonrasında damak zevkinize hitap edecek. Dünyada en büyük servet sağlık diyorsak bu doğal ürünleri es geçemeyeceksiniz. Burada kestane, ceviz, ev yapımı salça ve reçeller doğadan toplanarak satışa taze taze sunulan kekik, nane bulabiliyorsunuz. Hatta Alaçam deresinden tutulan alabalık kavanoza konuluyor ve eriyerek zamanla krem haline geliyor bu ürünün ağrılar için şifa olduğunu söylüyor yöre halkı. Birbirinden ünlü şifalı bitkilerle yapılacak ilaçların tariflerini arayanların sayısı da az değil. Bütün bunları pazardan satın almak yerine, uzun yürüyüşler sırasında karşılarına çıkan sayısız kestane ve ceviz ağacından kendi elleriyle toplama keyfini yaşamak isteyenler de var.
Tatil tercihinizi Oylat'tan yana kullanacaksanız, konaklamanız için hepsi birbirinden cazip seçenekler sizi bekliyor. Turistik Tesis Belgeli otellerin yanı sıra, Bungalov Evleri, yada Apart Evleri, hatta Kampingler tam zevkinize göre sunulan seçenekleri oluşturuyor.
Oylat'ın restoran ve lokantaları, kafeteryaları, marketleri, eğlence ve dinlenme mekânları çok farklı ve unutulmaz anları yaşamanız için apayrı özelliklere sahip. Oylat’ta Pizzada bir seçenek olarak hazır sizin için, güveçte. İnegöl köftede var elbette. Ama iddia ederiz ki burada ev ekmeği gibisi yok. Ve tabi meşhur cevizli lokum. Otantik fırınları ve çarşısı tutkularla donatılmış bir tatil zevki yaşatmaya aday.
Eğer Oylat’tan ayrıldığınızda yanı başınızda her zaman görmek istediğiniz küçük hatıralar götürmek isterseniz Oylat pazar yerinde bir çok seçenek bulabilirsiniz.
Oylat’ta uygulanacak olan kaplıca tedavisinin etkileri, kan dolaşımında artma, solunumda hızlanma, iç organ işlevlerinde artma, vücut ısısında artma, terleme, bozulmuş hormonal tedavi ve sinirsel dengelerde düzelme, kas spazmlarında çözülme, hareket kapasitesinde artma, ağrılarda azalma, eklemlerde ve insan psikolojisinde rahatlama olarak görülüyor.
Şüphesiz Oylat’ın bu günkü konumuna gelmesinde bu güne kadarki yöneticilerin büyük emekleri ve çalışmaları oldu. Fakat son üç yıldır Oylat’ta yaşanan değişim fark edilir ve gözle görülür bir seviyeye ulaştı. Çevre, temizlik, personel ve diğer hizmetlerle farklı bir boyut kazanan Oylat’ta ki bütün bu güzelliklerin ve gelişmenin altında ise, İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın İmzası bulunmakta.
Gerek çevre düzenlemesi, yeni yapılan otoparkı, Yerli yapım Hidroelektrik santrali, Arıtma tesisi ile bir çok hizmete kavuşturulmuş Oylat. Yakın zamanda planlanan Kent Ormanı Projesi ve Sosyal aktivite alanları da Oylat’ı cazip hale getirme noktasında atılan adımlar arasında.
Güney Marmara’nın saklı cenneti olan Oylat Kaplıcaları’nın diğer önemli özelliği de suyunun içilebilir olması ve kaynağından 40,5 derecelik vücut sıcaklığında çıktığı gibi aslan ağızlarından havuzlara dökülmesi ve minerallerin değişmeden vücutla temas etmesidir.
Oylat Kaplıcası'nın akan suları radyoaktivite ve diğer şifalı unsurları ile, radyum emanosyonu (rodon) halinde ormanın temiz havasına yayılıyor. Böylece kaplıca yalnız banyo olarak değil teneffüs yoluyla da vücudumuza giriyor. Yarım saatte kandaki seviyesi teneffüs edilen havadaki miktarla eşitleniyor. Oyl tedavisi de gösteren Oylat şifalı suyu, banyo kürü olarak kullanıldığında, romatizmal hastalıklar, cilt hastalıkları ve mide rahatsızlıklarına iyi gelmekte. İçme kürü olarak kullanıldığında ise böbrek taşlarının oluşumunu engelleyerek, oluşan böbrek taşlarının eritilip vücuttan atılmasını sağlamakta.
Suyla olduğu kadar iklim tedavisi de gösteren Oylat Kaplıcası, nevralji, nevrit, siyatik, meralji, parestezik intelkoskal nevralji ve oksipital nevraljilere iyi geliyor. Ağrılı sinir hastalıkları, romatizma, çocuk felcinin yanı sıra pek çok hastalık da, banyo ve su içi masajlarda şifa bulabiliyor. Öyle ki vücut hücrelerinin faaliyetini kamçılayıcı su, iç ifrazatı arttırıcı etkilerlerle üç haftalık tedavilerde kişiye enerji ve zindelik kazandırıyor. Bunların yanı sıra Oylat Kaplıca Suları, romatizmal ağrılar, kireçleme, böbrek rahatsızlıkları, cilt hastalıkları, çocuk felci, kadın hastalıkları, sinir ağrıları, sinir iltihapları, siyatik, sinir uyuşukluğu, nevroloji, beyin yorgunluğu, reflü, eklem civarı iltihaplanmaları, düşük ve yüksek tansiyon rahatsızlıklarında tansiyonu dengeleyerek, katılaşmış ve spasztite olmuş felç durumlarına iyi geliyor.
Son yıllarda sıkça söz edilen ‘turizm, bacasız sanayi’ ifadesinin her anlamda doğrulanmış ve hayata geçirilmiş halini görüyorsunuz Oylat Kaplıcalarına gösterilen ilgiyi gördüğünüzde. Günlük 7 bin kişi kapasiteli kaplıcanın bulunduğu Oylat’ta, 1500 yatak kapasitesiyle doluluk oranı ve müşteri memnuniyeti bakımından değerlendirildiğinde Oylat Bursa turizmine katkı sağlama noktasında zirveye oynuyor diyebiliriz.
SUYUN TAŞA YAZGISI
Uludağ ve Oylat’ın çok yakınında, kaplıcaya giden yol, Oylat Mağarasının hemen önünden geçer. Ayrıca içinde mağaranın da geliştiği Oylat kanyonu ve çevresi vahşi bir güzelliğe sahiptir. İnegöl’ün, 17 km güneydoğusunda bulunan Hilmiye Köyünün, 1 km güneyinde Oylat Deresi Kanyonunun sona erdiği noktada, suyun asırlardır sabırla, damla damla taşa anlattığı hikayeleri destanlaştıran bir doğa harikası Oylat mağarası. Mağara girişinde yine Oylat’ta tanıştığınız çağlayanın bir uzantısı önce kulaklarınıza bir beste dinletiyor. Yüzyıllardır insanların ilgisini çeken fantastik mekanlar arasında sayabileceğimiz mağara örneklerinden birisidir burası. Uzunluğu 665 metre olan on binlerce yılda oluşmuş sarkıt ve dikitlerin büyüleyici güzelliği hayranlık uyandırır. Mağaranın giriş ağzı vadi tabanından 5-6 metre yukarıdadır. Mağara girişinin üst tarafında 3 tane daha mağara girişi bulunur. Mağaranın son derece güzel sarkıt, dikit, sütun, duvar ve perde damlataşları, damlataş havuzu ve örtü damlataşları ile kaplıdır. Türkiye’nin ikinci uzun mağarası olma özelliğini taşıyan Oylat Mağarası birbirine bağlı iki kattan oluşmaktadır. Isı 14 ila +18 derece, nem ise %45-90 oranındadır. Damlataşlardan oluşan mağara astım hastaları için tedavi edici özelliğe sahiptir. Genel olarak menderesli bir profile sahip olan mağara iki bölüme ayrılır. Oylat mağarası gelişimini tamamlamış fosil bir mağaradır. Tavandan damlayan sular dışında, belirgin bir su akışı görülmez. Bu sular damlataş havuzlarında yer yer gölcükler oluşturur. Mağara salonları ve katları birbirine bağlayan geçitlerde hissedilir bir rüzgâr vardır. Bu durum girişin üstündeki fosil kat ile alt bölüm arasındaki geçitlerde çok belirgindir. Oylat Mağarasının keşfedilmeyi bekleyen doğal güzelliklerini görmek isterseniz sizi ağırlamaktan keyif alacağını bilin… Suyun nakış nakış, sabırla, damla damla taşa işlediği bu muazzam doğal sanat eserini mutlaka gezmelisiniz. 520 basamak merdiveni nasıl çıktığınızı anlayamayacak büyüleyecek sizi Oylat mağarası. Son olarak mağara çıkışında bir dem soluklanıp çayınızı içebilir gördüğünüz manzaranın güzelliğini ruhunuza sindirebilirsiniz.
Oylat tüm gizemleriyle yüzyıllar öncesinden günümüze hikâyeler anlatmakta. Bir hafta sonu dinlemeye ne dersiniz?
TAHTAKÖPRÜ-YAYLA SOFRASI
Sizlere yolculuğunuzun son durağı olarak, Oylat’ın hemen bitişiğinde, doğayla içi içe olan Tahtaköprü Kasabasına uğramanızı önerebiliriz. 120 yıllık bir geçmişi olan bu beldenin oksijeni bol ve tabiat güzelliği ise büyüleyici. Çeşidi bol ormanlarıyla ve şifalı doğal bitkileriyle bilinen bu yerde, güzel ve temiz yürekli insanların anlatacağı hikâyeleri dinleyebileceğiniz keyifli birkaç saat geçirebilirsiniz. Dağın yamacında kurulan Yayla Sofrası mutlak ve mutlak tavsiye edebileceğimiz mekânlar arasında. Domaniç yolu üzerinde bulunan bu güzel mekânda, şömine başında yer sofrasında semaver çayınızı yudumlarken, mekân tüm sıcaklığını size yansıtacak. Yayla Sofrasında neler var diye merak ediyorsanız, yöresel hamur çorbası, ev yapımı kuskus, tatlı kabaktan yapılan boşnak böreği, güveçte kuru fasulye, mantarlı kuzu güveç, ev baklavası ve yine pancar ve pekmezle yapılan höşmerim tatlısı, yayık ayranı, ev yapımı turşu, sıcacık pide eşliğinde size takdim edilebiliyor. Bakır kaplarda ikram edilen suyun lezzetiyse bir başka güzel. Oylat kaplıcalarında ruhunuzu ve bedeninizi saran sıcak harareti, bu serin suyla öylesine yıkıyorsunuz ki keyfini ancak yaşadığınızda bileceksiniz.
Şimdi çıkınınıza ne koyacaksınız bilmiyorum ama aklınıza Oylat’ı koyduğunuzu hisseder gibiyim. Sizi çağırıyor değil mi?
|