FATMANUR BEKEN HABERİ ULUDAĞ'IN BOYU UZUYOR ULUDAĞ’IN JEOLOJİSİ
Dünyayı yüz milyonlarca yıldır bir meşale gibi aydınlatan volkanlar, yer kabuğunun sakladığı sırları da yukarı taşıyorlar.
Bursa ili sınırları içinde, 2543 metre yüksekliği ile Marmara Bölgesinin en yüksek dağı olan Uludağ, kışın bembeyaz örtüsü, yazın ise yemyeşil ve kendine has florasıyla Bursalıları ve tüm ziyaretçilerini renk cümbüşüyle mest ediyor.
Eski adı "Olympos" olup Bursa'nın fethinden sonra Türklerin "Keşiş Dağı" ismini verdikleri Uludağ, 1925 yılında Bursa Vilayeti Coğrafya Cemiyeti'nin girişimleri ve Osman Şevki Bey’in önerisi ile "Uludağ" adını almıştır. Sönmüş volkanik dağ olarak ele alınan Uludağ, Bursa’yı Bursa yapan en önemli simge ve değer aslında.
Öyle ki, tarih boyunca medeniyetler su havzalarında kurulmuştur. İnsanoğlu yerleşim yerlerini seçerken öncelikli olarak orada suyun bulunmasını tercih etmişler. Bu bağlamda Bursa’yı medeniyetlerin kurulduğu şehir unvanına kavuşturan şey, Uludağ’dan ovaya doğru uzanan su kanalları olmuştur. Suyun olduğu alanda elbette ki tabiatta tüm canlılığıyla hayat bulur. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan Uludağ'ın uzunluğu 40 km yi bulurken, genişliği ise 15-20 km dir. Toplu ve heybetli bir görünüşe sahip olan bu dağın Bursa'ya bakan yamaçları kademeli, güneye Orhaneli' ye bakan tarafları ise düz ve daha dik bir yapıya sahip.
Uludağ’ın özelliklerini sıralamak istersek çokça satır doldurmamız gerekecek. Yine Uludağ’ın zirvesinde bulunan kireçtaşlarına baktığımızda, aslında bunların deniz veya göllerde kimyasal olarak çökelen birimler olduğunu ve zaman içerisinde oraya bir şekilde taşındığını bu olasılığın uzmanlar tarafından desteklendiğini söyleyebiliriz.
Son zamanlarda, Uludağ’ın dört mevsim kullanılabilirliği üzerine çok şeyler söylendi. Burada ki yetki karmaşası sorunu başta olmak üzere, Uludağ’da işletmeleri bulunan otelcilerin sıkıntıları, otopark sorunu, Uludağ yolu genişletme girişimlerinin doğruluğu ve daha birçok konu gündemde ki sıcaklığını halen korumakta.
ULUDAĞ YANARDAĞ MI DIR? İzlanda’da patlayan volkan, Türkiye’deki volkanik oluşumları da gündeme getirdi. İzlanda’daki kadar fazla ve aktif olmasa da Türkiye’de geçmişte aktif olduğu bilinen çok sayıda volkan var. Uludağ’ın aktif volkan olmadığını biliyoruz. Yanı sıra ülkemiz oldukça genç sayılabilecek birçok volkana sahip. Ağrı Dağı, Süphan Dağı, Hasan Dağı ve Nemrut Dağı bunlardan sadece birkaçı. Ülkemizdeki en genç volkanlar ise Manisa'nın Kula İlçesi yakınlarındaki 1 milyon yıl önceki Kula volkanizmasıdır. Bu volkanik arazide, volkanik küller içinde bulunan insanlara ait ayak izleri ise dünyada sadece birkaç bölgede vardır. Bu izler, volkan patlamaları sırasında bölgede insanların yaşadığının en belirgin kanıtı. Ülkemizin aktif sayılacak tek volkanı ise Ağrı sınırları içinde bulunan Tendürek Volkanıdır. Dağın doğusunda bulunan ve çapı yaklaşık 5 yüz metre olan kraterden sıcak su buharları ve hidrojen sülfür gazları çıkar. Bu gazlar kraterin kenarlarında, sarı renkli bir mineral olan kükürt oluşumunu sağlar. Volkandan püsküren sıcak su buharlarının ısısı yaklaşık 60 derece civarındadır. Yıldız Teknik Üniversitesi Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Şükrü Ersoy , Türkiye’de bulunan volkanların aktifleşmesi için emare bulunmadığını, ancak bunun aktifleşmeyeceği anlamına da gelmediğini söylüyor.
ULUDAĞ YÜKSELMEKTE Uludağ üzerine TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Bursa İl Temsilcisi Jeoloji Yüksek Mühendisi Engin Er ile konuştum. Engin Er, uydudan yapılan çalışmalar sonucu Uludağ’ın yılda 1-5 cm arasında değişen bir yükselme hareketi olduğunu söylüyor. Anadolu’nun yatay olarak güney batıya doğru olan hareketinin yanında Uludağ’ın ayrı bir yükselimi olduğunu söyleyen Er, sönmüş bir volkanizmaya sahip olan Uludağ’ın patlaması ile ilgili kesin bir şey söylemenin mümkün olmadığını ifade ediyor. Jeolojik zamanlarda yapılan araştırmalara göre hareketli bir volkana sahip olmayan Uludağ’da volkanik bir aktivitenin şu anda var olmadığını geçmiş dönemlerde olan patlamanın izlerinin ise göllerin olduğu alanlarda izlenebileceğini belirtiyor. Olası bir depremin bunu tetikleyip tetiklemeyeceği konusununsa belirsiz olduğunu ifade ediyor. Son olarak söyleyebiliriz ki Uludağ’dan beklenen bir volkanik hareket yok. Yine de tabiatın ne sürprizler hazırladığını bilemiyoruz tabi ki…
GRİZU FACİALARI ENGELLENEBİLİR Engin Er yeni bir bilgiyi daha paylaştı. Er, maden ocaklarında olan grizu patlamalarının en önemli sebeplerinden biri kömür yapısının bilinmemesi diye belirtiyor ve jeoloji mühendisleri dışında bunu bilebilecek bir meslek dalı olmadığını vurguluyor. Patlamaların bu bilinçsizlik sonucu ortaya çıktığını dile getiriyor. Teknik anlamda maden ocaklarında sadece maden mühendislerinin bulunması şartının geçerli olduğunu, jeoloji mühendisleri ile ilgili böyle bir zorunluluk bulunmadığını dile getirdi. Bu bağlamda meclise bir soru önergesi verilmesi noktasında Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Kemal Demirel ile birlikte hareket ettiklerini ifade eden Engin Er, kömürün bilinmesi gerektiğini, çıkarmanın öncesinde bunun önemine vurgu yaptı. Üretim esnasında kömür arama devam ediyor diye belirterek kömür aramalarında düz zemin varmış sanıldığında, yanılabilineceğini söyleyen Er şunları kaydediyor. ‘ Örneğin Kemalpaşa’daki patlamalarla ilgili Ak Parti Milletvekilimiz Mehmet Ocaktan ile görüştüğümüzde görünende bir eksik olmadığı kanaatine varılmıştır. Oysaki kömür dik durumda iken kıvrımlardaki ani gaz çıkışında oluşan metan gazı sıkışması hesaba katılmamıştır. Orada yapıyı bilen jeoloji mühendisleri odası bulunmuş olsa idi tablo bu şekilde olmayabilirdi.’ Bu bağlamda maden ocaklarına Jeoloji mühendisleri mecburiyeti getirilmesi ile ilgili çalışmaların başladığı bilgisini veren Er, bu gelişmenin önemli olduğunu ve maden kazalarının asgariye indirilmesi noktasında bunun kayda değer bir çalışma olduğunu kaydetti.
ŞEHİR MERKEZİ-TOPHANE FAY HATTI Engin Er, Uludağ’ın yükselimi ya da volkanik hareketliliğinden ziyade asıl önemli konunun Uludağ’ın etekleri üzerinde olan yerleşimlerdeki depremsellik olaylarına dikkati çekmek gerektiğini söyledi. Ve şöyle devam etti. ‘Uludağ’ın kuzey ve güney ucu tektonik faylarla sınırlanmıştır. Kuzey tarafından, Bursa ovasının kuzey ve güneyi, yani Uludağ sınırı tektonik faylarla sınırlı ve zemin ise gevşek bir zemin.’ Bursa Büyükşehir Belediyesinin hazırladığı zemin değerlendirme çalışmasının bulunduğu haritayı göstererek asıl dikkat edilmesi gereken konunun bu olduğuna dikkat çeken Engin Er, belediyelerin bu çalışmaları göz önünde bulundurması gerektiğini ve bu alanlara imar verilmemesi konusunda hassas davranması gerektiğini söylüyor. Er, Bursa’nın merkezinden geçen fay hatlarının resmi kurumlarca bilindiğini, şehir merkezi ile Tophane yamaçları arasındaki fay hattında merkezdeki alan düşerken Tophane’deki alanın yükseldiğini, bunun izafi oluşumunu, resmi kurumların bunu planlamara koymasının asıl önemli konu olduğundan bahsediyor. Örneğin Doğanbey Kentsel Dönüşüm alanı fay hattına çok yakın bununla ilgili önlemler alınarak projeye başlanmış. Fay hattı bulunan bölgelerde zemin değerlendirme çalışması yokmuş gibi imar verildiğini söyleyen Er, Bursa’nın önemli bir kısmında zeminde sıvılaşma olduğunu dile getiriyor. Bu bölgelerde şehir planlarının yapılması gerektiğini ve nüfus yoğunluğunun kesinlikle azaltılmasının önemine değinen Er, Kanal boyunun alt tarafı, Millet Mahallesi, Küçük Balıklı, Panayır Mahallesinin bir kısmı Alemdar’ı örnek gösterdi.
GEMLİK TAŞINMALI Bursa’nın depremselliği üzerine devam eden sohbetimiz sırasında Jeoloji Mühendisleri Odası Bursa İl Temsilcisi Engin Er, Gemlik’in ne durumda olduğu şeklindeki sorumuzu şu şekilde cevapladı. ‘Gemlik, orta ve uzun vadede kentsel dönüşüm yapılmalı ve kesinlikle taşınmalıdır. Bunu her platformda söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz.’
|