Bursa’da mı yaşıyoruz?..
--------------------------------------------------------------------------------
Bugün köşeme emekli öğretmen Ülker Metin Eskin’i misafir ettim. Bana 14 yıl önce yazdığı bir yazıyı e-posta ile göndermiş…
--------------------------------------------------------------------------------
“Bursa’da mı yaşıyoruz?” diye sormuş e-postasında bu elleri öpülesi duyarlı öğretmenimiz…
Yazısında; “Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi, oğlu Orhan Gazi’ye ‘Bursa’yı al, beni Gümüşlü Kümbete göm’ diye vasiyet ediyor. 06 Nisan 1326 yılında Orhan Gazi, Geyikli Baba, Okçu Baba gibi manevi ordunun da yardımı ile Bursa’yı fethediyor. Edirne’nin fethine kadar Bursa, Osmanlı Devleti’nin merkezi oluyor. Osmanlı padişahlarının ilk altısı, Osman Gazi, Orhan Gazi, Murat Hüdavendigâr, Yıldırım Beyazıt, Çelebi Mehmet ve II. Murat Bursa’mızda metfundurlar” diyen emekli öğretmenimiz, şöyle devam ediyor:
“Her taşında bir tarih, her semtinde bir evliya, her karış toprağında şehit kanı bulunan Yeşil Bursa’da yaşamak büyük şans, büyük mutluluk…
Ben Bursa’da mı yaşıyorum, yoksa yabancı bir şehirde mi? Evimden çıkıyorum, ilk gördüğüm binadaki işyeri tabelâsında “Love Art” yazıyor, biraz ileride “Kid’s Corner”, sonra da “Avıs Rent A Car”…
Çekirge Caddesi’nden Altıparmak Caddesi’nin sonuna kadar okumakta güçlük çektiğim birçok tabelâ var.
Biz öğretmenlerin kültürlü olması gerekir ama benim kültürüm bu yabancı tabelâları okumaya yetmiyor.
Sayın işyeri sahiplerinin gayesi turistlere hitap etmekse eğer, tabelâlarına anamızın ak sütü gibi temiz, güzel, zengin Türkçemizden bir isim yazıp, vitrine de turistleri aydınlatacak bilgi yazabilir. Ya da bulundurduğu yabancı marka mallar hakkında bilgi verebilir.
Milletler, milli ve manevi değerleri ile yani kültürleri ile yaşar. Milli birliğin temeli milli kültürdür. Güzel Türkçemiz de milli değerlerimizin başında gelir. Kimileri çokça yabancı kelime kullanırken, kimileri de dilbilgisi kurallarını hiçe sayıp Türkçemize hançer saplıyor.
Birkaç yıl önce MHP’nin Erciyes Kurultayı’nda rahmetli Başbuğumuzun otağında Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun ile sohbet imkânı bulmuş, ‘Kendisini aydın zanneden bir takım insanlar yeni yeni kelimeler uydurarak konuşuyor, siz bunlara karşı bir şey yapmıyor musunuz?’ diye sormuştum.
Prof. Ercilasun, ‘Yapıyoruz, ancak onlar bizden hızlı gidiyor’ cevabını vermişlerdi.
Bütün sular tek bir kaynaktan çıkar, yeryüzüne yayılır. Dağınık sular ancak birleşme yolu ile kuvvet kazanır, dağları, taşları aşarak denize ulaşır.
Türk Milleti’nin konuştuğu dil Ural–Altay dil grubuna dâhildir. Türk dilinin geçmişi tarih öncesine gider. Türkçe, derli toplu metinler, Yenisey, Orhun mezar taşları ile ele geçmiştir.
Türk dünyasının ilk dil yadigârları Yusuf Has Hacib’in ‘Kutadgu Bilig’ ile Kaşgarlı Mahmud’un ‘Divan-ı Lügat-ı Türk’ adlı eserleridir.
11 ve 12. yüzyıllarda İslâmiyeti Orta Asya Türkleri arasında yayan Ahmet Yesevi’nin dilini anlıyorum. 13. yüzyılda yaşayan Yunus Emre’nin dilini anlıyorum. Fakat bugün televizyonlarda, bilhassa özel radyolarda konuşulan dili anlayamıyorum. Hz. Piri Türkistan Ahmet Yesevi’nin;
Bir kul görsem, hizmet kılıp kulu oldum,
Toprak gibi yol üstünde yolu oldum.
Aşıkların yanıp sönen külü oldum,
Hemdem olup yeraltına girdim.’ dizelerini anlıyoruz değil mi?..
‘Kavak özenmiş…
Bulut alıp başını gitmiş…
Altından akarsu kurumuş…
Kavağın işi bitmiş…’ atalar sözündeki gibi, inşallah biz de yabancı kelimelere özenip, güzel Türkçemizi kurutmayız.
Yabancı dil bilmek güzel de, Türkçemizin içine karıştırmak çok acı… Ben altı sene Fransızca dersi gördüm. Ders dışında asla ‘mersi’ kelimesini kullanmadım. Fakat çevremden, televizyonlardan ‘çok mersi’ sözünü çok fazla duyar oldum…
Kaybolan hasretlerimize, dilimize çok üzülüyorum…
Desem söz olur, demesem içime köz olur.
Bunları 14 yıl önce yazmış ve yayınlamıştım. Geçen zaman içinde yabancı isim hastalığı iyice yayıldı. Öyle ki, Yüce Allah’ın en büyük nimetlerinden biri olan ekmeğimiz bile fırın yerine ‘Bread House’ denilen yerlerde satılır oldu. Lokantalarımıza restoran denir, masalardaki ekmek sepetlerinde bile ‘Bread’ yazılır oldu.
Yazıklar olsun bize!!!..
Bütün vatandaşlarımdan rica ediyorum; güzel Türkçemizi koruyalım. Dilini kaybeden milletler bütün değerlerini kaybeder.”
yazan :A.Eşref UZUNDERE