Buna rağmen imam namazı mikrofonla kıldırdı.
Küçücük caminin tarihi duvarlarına asılan hurda teneke parçaları gibi çok sayıda hapörlör yüksek Kur’an ayetlerini hem bozuyor, hem de tarihi camii içinde görüntü kirliliği de oluşturuyor, bir san’at eseri olan cami duvarının orijinalliğini ortadan kaldırıyordu.
Bu cızırtılı yüksek hapörlör sesleri arasında akşam namazını kılmıştık. Ama benim kalbimdeki huşu ve huzurdan eser miktarı kalmamış, kalbimi büyük sıkıntı ve stres kaplamıştı.
Hatta, namazımın kabul edilip edilmediği endişesi de rahatsız ediyordu!”
Evet, bu bir arkadaşımın yaşadığı duygu aktarımı. İbadetlerini yerine getiren bir çok arkadaşımdan da benzer sözler işitmekteyim.
Bir gazete köşeyazarının tesbiti de şöyle:
“Teknolojiye uyacağız diye, maalesef, kutsal ve tarihi mekanlarımız hem görüntü kirliliğine hem de gürültü kirliliğine boğulmuştur.”
Gürültü, normal insan kulağının toleransının üzerindeki yüksek ses seviyesidir. Kur’an ayetlerine en büyük saygı tecvid kurallarına uygun okumak değil midir?
Kur’an bağırarak okunur mu?
Siyasi nutuk verir gibi okunur mu?
Ancak, hapörlör sistemleri tecvid ile okumayı mümkün kılıyor mu? Ses hem orijinal insan sesi değildir. Hem de ayarı bozulmaktadır.
Bir başka gazete köşe yazarı da (M.Ali Demirbaş) şu bilgileri paylaşmaktadır:
“İbadetlerin sahih olması için, suni ses değil, tabii insan sesi olması gerekir. Cami, tiyatro, konferans salonu gibi yerlerde sesin en az yankı ve en çok netlikle dinleyici kitlelere ulaştırılması büyük önem taşır. Akustik konusundaki çalışmalara daha önceki devirlerde İslam mimarisinde olduğu gibi, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde de çok rastlanır. Binlerce insanın ibadet ettiği camilerde yankı özellikleri en ince noktalarına kadar hesaplanmıştır. İmamın sesinin dört bir köşeden duyulabilmesi için bütün tedbirler alınmıştır. Mimar Sinan’ın, Süleymaniye camisini yaparken, yankı sesi meydana gelmemesi için nargile şişesinde su kaynatarak, fokurdama sesi ile ince hesaplar yaptığı ansiklopedilerde yazılıdır.
Mimar Sinan, sesin yayılması esnasında aksi seda ile ikinci bir sesin meydana gelmemesi için tedbir almıştır. Maksat sesi yükseltmek değil, ikinci suni ses olan aksi sedayı önleyip, tabii sesi duyurmaktır.
Bir fıkhi kaide şöyledir: (İmamın sesi yetişmediği zaman, müezzinlerin yüksek sesle, cemaate bildirmesi caiz ise de, çok bağırmaları namazlarını bozar. Çünkü, bağırarak okumak, dünya sözü konuşmak gibidir. İmamın namazda, ihtiyaçtan fazla yüksek sesle okuması, namazı bozmaz ise de, haramdır.) Hoparlörden işitilen ses, insanın tabii sesi olmadığı gibi, yankı da değildir. Hakiki sese benzeyen başka bir sestir. Ses mikrofona gelince elektrik sinyallerine çevriliyor. Hoparlör ise, elektrik sinyallerini ses dalgalarına çeviren bir alet yani bir transduserdir.
Normalde fıkhi kaideye göre imamın namazda, ihtiyaçtan fazla yüksek sesle okuması, namazı bozmaz ise de, haramdır. Çünkü, bağırarak okumak, dünya sözü konuşmak gibidir. Hapörlör kullanıldığında ses kontrolü de asla mümkün olmamaktadır. Hoparlörden işitilen ses, insanın tabii sesi olmadığı gibi, yankı da değildir. Hakiki sese benzeyen başka bir sestir.”
Görüldüğü gibi, fıkhi kaideler ve bir çok yazar görüşleri sesin yükseltilmesinin, sesin kontrolsüz kalmasının manayı da değiştireceği yönündedir.
Sesin gerek camilerde gerekse diğer sosyal mekânlarda gereksiz yüksek kullanımıyla, ilgili yazıma haftaya devam edeceğim.
Hoşça kalın.