Paylaş  
ANASAYFA KÜNYE BİZE ULAŞIN YAZDIR
  SON DAKİKA  
  Gündem
  Ekonomi
  Siyaset
  Yerel Haberler
  Yurt Haberleri
  Dış Haberler
  Sağlık
  Eğitim
  Yaşam
  Çocuk
  Kültür Sanat
  Spor
  Magazin
  Sinema
  Bilim ve Teknoloji
  Otomobil
  Kitap
  Gezi
  Güzellik
  Mizah
  Röportaj Haber
  İlginç Haberler
  Safir TV
  DÖVİZ
  USD 1,8245
  EURO 2,3295
  İMKB100 57.079
  ALTIN 93,279



 47 BİN KADINA MAAŞ REDDEDİLDİ!  BAĞIŞ: AB TÜRKİYE'NİN DEDİĞİ NOKTAYA GELDİ!  HALİÇ KÖPRÜSÜNDE BÜYÜK TEHLİKE!  29 İL'E 'SÜPER BAŞKANLIK' SİSTEMİ!  GÜNAHLARDAN ARINMA MEVSİMİ ÜÇ AYLAR!  İRAN VE IRAK CESET TAKASI YAPTI!  ARTIK ÇOK DAHA UCUZ OLACAK!  GÜL, OBAMA'DAN İNSANSIZ HAVA ARACI İSTEDİ!  MEMURLAR HAREKETE GEÇİYOR!  DOKTORA ŞİDDET DEVAM EDİYOR!
Yazara Ait Tüm Yazılar 
  
Melike Yılmaz

  İngilizce-Amerikan Edebiyatı Öğretim Görevlisi
  
DON KİŞOT OLMAMAK!
 

Üzülürüm Don Kişot`lara!  Üzülürüm  Don Kişot`ları Don Kişot yapanlara!
19. yüzyıl Alman düşünürü Johann Gottfried Herderin ifadesi ile eleştiri “iyinin ve güzelin yargıcıdır”. Hiciv ise “delilikleri iyileştirmekte, suçluları cezalandırmakta, çarpıklıkları yazı ve yaşam biçimi olarak kamu oyunun alayına sunmakta ve bu yolla da bunları düzeltmektir”.
Eleştiri ve hiciv birbirlerine yakın gibi görünseler de bazen usta yazarların elinde biri diğerinin önüne geçmektedir.
İkisi de kendilerine tevdi edilmiş bir görevi yerine getirme gayreti ile kendi metotlarının sınırlarını zorlamakta bazen de “her yol mubahtır” mantığı ile hedefe kitlenmektedirler.
Bazen bir bakarsınız o usta yazarların elinde azarlayıcı, dalgacı ve alaycı tavrı ile hiciv,  eleştiriden daha etkili bile olabilmektedir. Hiciv`in meydana kurduğu sehpa üzerine oturttuğu kişisel ya da toplumsal problemler, bireylerin ya da grupların alaycı bakışları karşısında eriyip giderler, yani çözülürler. Birey farkında değildir karşısındaki aynanın, farkında değildir kendi kendisini iyileştirdiğinin. Çünkü hasta ve doktor aynı kişidir. İki rolü de oynayan bireyin kendisidir.
İşte usta yazarlar, eserlerinde bazen bu iki görevi de yüklerler bireyin üzerine. Hasta farkında değildir doktorun müdahalesinden. Güzel olan şudur ki, hasta iyileşmiştir. Ve problemler çözülüp uzaklaşmışlardır. Birey ve kamuoyu refaha, huzura ermiştir. 
Yukarıdaki bu kısa giriş sonrasında İspanyol klasiklerinden “Don Kişot” adlı eseri irdeleyeceğiz.  Sonrasında eleştiri mi yoksa hiciv mi daha etkili sorusunun cevabını, siz çok değerli okuyucularımıza bırakacağım.
İngiliz hiciv ustası dünyaca ünlü yazar Jonathan Swith’in "Gulliver'in Seyahatleri" ve  İspanyol yazar Cervantes'in hiciv romanı "Don Kişot" adlı eserler bu alandaki en güzel çalışmalardandır. Fakat bu eserler ezberci eğitim sistemimiz içerisinde diğerleri ile aynı akıbete uğramış ve zamanla basit ve eğlenceli "çocuk romanları" haline gelmişlerdir.
Hattı zatında “Don Kişot” un günümüz idarecisine – liderine-  tavsiye edilebilecek eserlerden birisidir.  Belli makamlara gelindiğinde çevremizi saranların söz ve davranışlarına karşı temkinli olmamızı yoksa bir kartalın avını yakalayıp yüksek bir uçurumdan aşağıya atarak parçalanmasını seyretmesi ve sonrasında ise oturup afiyetle yemesi gibi insanların bizi nereye kadar ve ne amaçla yükselteceklerinin bilinmediğini ifade etmektedir. Kişi kendisini bilmez ise bu kaçınılmazdır. Bu eseri kısaca bir özetlemek gerekirse;
Don Kişot hemen hemen tüm vaktini şövalye romanları okumakla geçiren, şövalye maceralarına tutkun bir köylüdür. Kapıldığı hayallerle gezici şövalye olmaya karar verir, dededen kalma eski, küflenmiş, paslı zırhını temizleyerek şövalyeler gibi maceralara atılmak için köyünü terk eder. Yolculuğunun ilk gününde aksama doğru uzakta oldukça güzel manzaralı bir han görür. Ancak hayalleri ile yaşayan Don Kişot gördüğü hanı saraya benzetir ve doğruca hana gider. Kapıda bekleyen iki kıza selam verdikten sonra “Korkmayın soylu matmazeller, iyi yürekli bir şövalyeden korkmayın, düşmanlarınız varsa onlarla savaşmaya geldim” deyince iki kız bir kahkaha koparırlar. Ancak kurnaz hancı nasıl biriyle karşı karşıya bulunduğunu anlar.  Aklını kaçırmış adamların pek damarına basılmayacağını bilir. Bu yüzden Don Kişot’u yerden selamlayarak “Sayın şövalye hoş geldiniz ” der. Don Kişot daha yolculuğunun ilk gününde şövalye olarak karşılanmasına ve kabul görmesine sevinir. Ancak çok önemli bir eksik vardır. Hancının kendisinin şövalye olduğunu anlaması üzerine, hancıdan insanlığın yararına olacak, barış adına, iyilikler adına, kendisini şövalye ilan etmesi için bir tören düzenlenmesini talep eder. Hancı, düzenbaz ve kurnaz biri olunca bu fırsatı değerlendirerek Don Kişot’u şövalye ilan eder. Artık şövalyelik için her şey tamamdır. Son bir ihtiyacı daha vardır. Yanına alacağı bir yardımcı. Ve köylüsü Sanço`ya kendisi ile gelmesini teklif eder ve ikna etmek için “Sanço dostum iyi düşün” der. ‘‘Bir şövalye geniş topraklar, şatolar, adalar fetheder. Ve fethettiğimiz eyaletlerden, adalardan birini sana veririm ” diyerek ekler. “Toprakla uğraşmaya değer mi? Bir adayı, eyaleti idare etmek daha kolay” deyince, Sanço hemen razı olur. Çünkü Sanço`nun en büyük hayali köylülükten kurtulup zengin olup bir adayı idare etmektir.
Bir yerde sadece kendi hayal dünyasında yaşayan Don Kişot, diğer yanda ise eyalet, ada yönetiminin tarla sürmekten çok daha kolay olduğuna inanan zır cahil Sanço.
Don Kişot`un yol arkadaşı elbette ki kendisine benzeyecekti. Ve birlikte çıktıkları yolculuklarında başlarına gelecekleri tahmin etmek hiçte zor olmasa gerek.
Ancak burada dikkat çekmek istediğimiz konu, kendilerini bilmez bu kişilerin maceralarından ziyade, bunlarla karşılaşan kişilerin kendilerine göstermiş oldukları alaycı, yapmacık ve menfaat kaynaklı tavırlar hepsinden önemlidir. Keza karşılaştıkları kişiler onlardaki anormalliği (ruh sağlıklarındaki durumu)  anlamış ancak hiçbiri bu durumu fark ettirmeyerek onlara iltifatlarda bulunmuşlar,  istedikleri saygıyı göstermişlerdir. Tabi ki bu sayede Don Kişot`ların sahip oldukları her şeye el koyabilmişlerdir. Aynı zamanda Don Kişot`ların kendilerine duydukları güveni kötüye kullanarak onları istedikleri şekilde yönlendirmişler ve kullanmışlardır.
Dünya var olduğundan beri Don Kişot`lar var olmuştur ancak günümüz dünyasında Don Kişot’lar ve onları oluşturan güçler çok azalmıştır. Çünkü dünyanın ilimle, eğitimle uğraşısı, iletişim teknolojisindeki bilgiye ulaşım ve gelişim eski zamanlara göre çok büyük bir fark oluşturmuştur. Bu nedenle “Don Kişot” lar unutulacak ve kendini bilen, tanıyan hakiki idareciler, liderler sahnede yerini alacaktır ve almaya başlamıştır da…


MelikeYILMAZ
İngiliz - Amerikan Edebiyatı Öğretim Görevlisi 

  2011-12-19       Yazıcıya Yolla
Son Yazıları:


DON KİŞOT OLMAMAK!

YORUMLAR
Ahmet   2012-04-11
Tebrikler
Don Kişot eserini çocuk romanı olarak biliyordum. Yazarın belirttiği üzere Güliver'in Seyahatleri de hiciv romanı ise, yazarın bu romanı da okuyucular için değerlendirmesi faydalı olacaktır. Yazar, Amerikan edebiyatı öğretim görevlisi olarak, belli aralıklarla Batı edebiyatı hakkında yazılar yazması okuyucular için faydalı olacağı görüşündeyim, yazılarını takip ediyorum.
Roman (Novell) Tretyakov  2012-04-09
Baklavam nerede?)
Yaaau, benim level burda yetmiyor da, ama zorla zorla, by google translator bir şey anladik)- iyimiş) Mesut Bey bana jurnali gosterdi) sevindim)
Rezvaldin Chinli arkadas  2012-04-04
tebrikler
Hayatimda boyle harika bir yaziyi okumadim! ;)))))
Pavel Alexandrov  2012-04-03
Super yazı
Melike Hocam

Yazıyı okudum. Zor anladım fakat super.
Sizi Kutladım.

Mehmet Duvar  2012-03-30
Tebrik
Yazarı tebrik ediyorum, farklı eserler üzerine değerlendirmelerini bekliyorum.
kemalettin tugcu  2012-03-24
farlı bir bakış acısı yakalanmış.
yazara teşekkür ediyorum. Çünkü hepimizin bildigi edebi eserleri pratik hayata adapte etmeye çalışmış. Bundan sonra okudugum yada okuyacagım eserleri bu gozlede irdelemeye calısacagım.
BU YAZIYA YORUMUNUZU EKLEYİN
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanları doldurmanız gerekmektedir

Bursa
29°C / 13°C
Çok Bulutlu


  YAZARLARIMIZ
Fatmanur Beken
RECEP ALTEPE, YALOVA KAYMAKAMI MI?
Yüksel Baysal
19 MAYIS RUHUNA UYGUN KUTLAMA
Osman Gürçay
NİNNİ... BURSALIM... NİNNİ...
İbrahim Çoban
BOR HAKKINDA BİLİNMEYENLER
Kemal Cankaya
CHP'DE GENÇLİK SEÇİMİNİ YAPIYOR...
Muharrem Karabulut
YÖNETİMDE BAŞKANLIK...
A. Eşref Uzundere
BURSA 'SAĞLIK SERBEST BÖLGESİ' OLMAYA...
Orhan Kaplan
BULGARİSTAN'DA YIM...
Orhan Çelik
TEKNEDEN EKMEĞİ, SOFRADAN SÜTÜ...
Mehmet Ali Ekmekçi
ANNELERİN GÜNÜ...
Yakup Altınöz
HARİKULADE KIRGIZİSTAN ANILARIM
Dr. Müh. Mustafa Uysal
YENİ ANAYASA
Ümit İşmen
MORTGAGE
Nurullah Aydın
KİM KİMDİR? HÜKMÜ SİZ VERİN
Melike Yılmaz
DON KİŞOT OLMAMAK!
Prof. Dr. Erkan Işığıçok
HALKIN KENT YÖNETİMİNE KATILIMI...
Ertuğrul Erdoğan
AH ŞU TELEFONLAR!
Elif Özkeleş Diyet Uzmanı
GLUTEN ALERJİSİ (ÇÖLYAK HASTALIĞI)
Ayşen Taşkın
ARAP BAHARININ KADIN AKTİVİSTLERİ
Sabri Yalın
ANNELERİMİZ CENNETTEN Mİ...
Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu
BURSA'DA EV YAŞAMI 1
Ahmet Zeki Yeşil
BAHAR HAVASI VAR
Selami Saygın
SOSYALİZM GELMEZ İNŞALLAH
Av. Nurhayat Altaca
HASTA TUTUKLULAR, SAÇ KESME, AİHM
Ayhan Zenbilci
AKÜLÜ ARABAMDAN ELİNİZİ ÇEKİN
Burcu Yılmaz
İŞÇİ-EMEK- İŞVEREN
Feridun Baykara
ÖZGÜRLÜKLER ÜLKESİ TÜRKİYE
Ferhat Karakaş
BAZEN
Av. Halil Ağa
ÇAĞIN VEBASI GÜRÜLTÜ 2
Sevda Can
OKULLARDA SUÇ VE CEZA
 
Tüm yazarlar
  ANKET

Yükleniyor...

 www.medyaplatform.com 2010 Haber kaynakları ve kullanılan resimlerin izinsiz kopyalanması yasal değildir.