Bundan dokuz yıl kadar önceydi. Karlı, buzlu bir Ocak günü tanıştım oğlumla. Bir çocuk sahibi olmak öyle ilahi bir mucize ki sadece hayatınızı değil hayata bakışınızı da bir anda değiştirir. O ana kadar yapmış olduklarınız, yapmayı planladıkladıklarınız, görüşleriniz, düşünceleriniz ve hatta hisleriniz artık yeni bir süzgeçten geçmeye başlar. Annelik süzgecinden. Hatta etrafınızdakiler de epeyce nasiplenirler bu süzgeçten.
Çocuklarımızı, çevrenin olumsuz etkilerinden, kötülüklerinden canımız pahasına koruyarak 'belki bazen biraz abartarak' yaşama, ayakları üzerinde duracakları günlere hazırlıyoruz. Bu, kimi zaman öğretici, kimi zaman zorlu ama kesinlikle çok güzel bir süreç.
Oğlumun hayatla ilgili, yaşına uygun bilgileri, doğru ve yanlışları, doğru zamanda, en doğru şekilde almasına mümkün olduğunca gayret ediyorum. Bu nedenle evde izlediğimiz televizyon programları, bilgisayar ve internet kullanımı da doğal olarak o bilindik süzgeçten geçiyor sürekli. Geçen akşam eşimle haberleri izlerken, o tüyleri diken diken eden, 15 yaşındaki erkek çocuğuna 300 kişinin tecavüzü haberini duyunca, öncelikle bunun gerçek olmamasını sonra da odasında oynamakta oğlumun bunu duymamasını istedim. Televizyonun sesini kıstık. Keşke dünyadaki tüm kötülükleri ve çirkinlikleri engellemek de bu kadar kolay olabilse. Onları, bir televizyon düğmesine basar gibi bir daha açılmamacasına yok edebilsek.
Bir kişinin bir başkasına ya da başkalarına yönelen tacizini ya da tecavüzünü, hele hele son haberdeki gibi bir çocuğa yönelen ve 300 gibi rakamlara ulaşan gruplarca işlenen bu şuçları nasıl izah edeceğiz? Öncelikle kendimize, topluma ve belki günün birinde çocuklarımıza... Nasıl?
Geçtiğimiz yıllarda henüz iki yaşını doldurmamış minik bir bebeğe yapılanları! Yine çocuklara yönelik, içlerinde belli meslek gruplarından insanların da bulunduğu toplu tecavüz olaylarının izahı ne olacak? Yapacağımız açıklama; suçluların psikolojik bozuklukları, kötü geçmişleri veya çok trajik ama mağdurun bunu istemiş olması mı olacak?
Bütün bunların yaşanmasının tek izahı, bu suçu işleyenlerin, işledikleri suçun cezasız kalacağına ya da şansları pek yaver gitmezse göze alınabilecek küçük cezalarla atlatabileceklerine duydukları güvendir. Onlara en son N.Ç. olayındaki gibi vicdanları kanatan yargı kararları cesaret veriyor olmalı. "Hadi canım, ne olacak sanki?" deyip, birbirlerinin sırtını sıvazlıyor olmalı bu pislikler ki sayıları bu kadar çoğalabiliyor. Daha da kötüsü, biliyoruz ki bunlar sadece ortaya çıkan ve kulağımıza kadar gelebilenler. Mağduru daha da mağdur hale getiren yanlışlar sebebiyle pek çok mağdurun şikayetçi olma yoluna bile gitmediği, gidemediği bir ülkedeyiz.
Peki sadece bir anne olarak değil, bir insan olarak soruyorum: "Bu tip olayların önüne geçebilmek amacıyla gerekli kanuni düzenlemeleri yapmak için neyi bekliyoruz?"
Boşverin annelik süzgecini, insanlık süzgecinden geçer mi bu suçlar, bu suçlular? İçlerinde vicdan, Allah korkusu yok. Kanundan korkmalarına ise zaten gerek yok!
Sevda Can
15.02.2012